
Balıkesir’de tarımsal üretimin geleceğini yalnızca yağış miktarı değil, yağmurun ne zaman ve hangi yoğunlukta düştüğü de belirliyor. 2025 yılında Türkiye genelinde son 61 yılın en düşük yıllık yağışı kaydedilirken, Balıkesir’de yağış rejiminin mevsimsel karakter taşıdığı görüldü. 2026’da yağış tablosunun yeniden değişmesi, çiftçinin üretim planlamasında su yönetimini daha önemli hale getiriyor.
Balıkesir’de tarımın kaderi yıllardır toprağın verimliliği, üreticinin emeği, girdi maliyetleri ve pazar koşulları üzerinden tartışılıyor. Ancak iklim değişikliğinin etkisiyle bu başlıklara yeni ve giderek daha belirleyici bir unsur ekleniyor: Yağışın zamanı.
Çünkü tarım açısından önemli olan yalnızca bir yıl içerisinde toprağa ne kadar yağmur düştüğü değil. Yağışın ekim dönemine denk gelip gelmediği, bitkinin gelişme döneminde yeterli nem sağlayıp sağlamadığı, kısa sürede aşırı miktarda düşüp düşmediği ve uzun süreli kurak aralıkların oluşup oluşmadığı da üretimin sonucunu doğrudan etkiliyor.
Balıkesir gibi geniş tarım alanlarına, farklı ürün desenlerine ve hem kuru hem de sulu tarıma sahip bir kentte bu değişim daha fazla önem taşıyor. Bir ilçede yağış üretici için yeterli görünürken başka bir bölgede sulama ihtiyacı artabiliyor. Aynı sezon içerisinde bir ürün yağıştan olumlu etkilenirken başka bir ürün kritik gelişme döneminde su stresi yaşayabiliyor.
2025 verileri önemli bir uyarı verdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2025 yılı yağış değerlendirmesi, Türkiye açısından son derece dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Türkiye genelinde 2025 yılı yıllık alansal yağışı 414,9 milimetre olarak gerçekleşti. 1991-2020 dönemini kapsayan uzun yıllar ortalaması 573,4 milimetre olurken yağışlar normale göre yüzde 27,6 azaldı. MGM, 2025 yılını 1964’ten bu yana Türkiye’nin en kurak yılı olarak değerlendirdi.
Marmara Bölgesi de bu kurak tablodan etkilendi. Bölgenin 2025 yılı yağışı 457,6 milimetre olarak kaydedilirken uzun yıllar normali 670 milimetre oldu. Böylece Marmara’nın yağışı normale göre yüzde 31,7 azaldı ve bölge son 64 yılın en düşük yıllık yağışını aldı.
Bu veriler Balıkesir açısından tek başına “üretim düştü” sonucunu ortaya koymuyor. Ancak tarımsal üretimin suya bağımlılığının arttığı bir dönemde iklim riskinin neden daha yakından takip edilmesi gerektiğini gösteriyor.
Daha önemlisi, Balıkesir’in yağış rejimi yalnızca toplam yağış miktarı üzerinden okunmamalı. MGM’nin 2025 değerlendirmesinde Balıkesir’in mevsimsellik indeksi 0,7 olarak hesaplandı. Bu değer, ilin “mevsimsel yağışlar” kategorisinde bulunduğunu gösteriyor. Aynı rapor yağış rejiminin bitki örtüsü, tarımsal yetişme koşulları ve su yönetimi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguluyor.
Yağmurun miktarından önce zamanı değişiyor
Çiftçi açısından yağmurun takvimdeki yeri en az toplam miktarı kadar önemli. Toprak ekim öncesinde yeterli nem kazanamazsa tohumun çıkışı zorlaşabiliyor. Bitkinin gelişme döneminde uzun süre yağış alınmaması sulama ihtiyacını artırabiliyor. Hasat dönemine yakın yoğun yağış ise bu kez farklı sorunlar yaratabiliyor.
Bu nedenle üretici için “Bu yıl yağmur yağdı mı?” sorusu giderek yetersiz hale geliyor. Asıl soru “Yağmur üretimin ihtiyaç duyduğu zamanda yağdı mı?” oluyor.
Balıkesir’in tarımsal yapısında bu durum özellikle tahıllar, yem bitkileri, sebze üretimi ve suya daha fazla ihtiyaç duyan ürünler açısından farklı sonuçlar yaratabilir. Kuru tarım yapan üretici doğrudan yağışa bağlı kalırken, sulama imkânı bulunan üretici yağış açığını belirli ölçüde kapatabiliyor. Ancak sulama da sınırsız bir çözüm değil.
Çünkü yağışın azalması veya düzensizleşmesi baraj, gölet, yeraltı suyu ve akarsu kaynakları üzerindeki baskıyı artırabiliyor. Böylece sorun yalnızca tarlanın aldığı yağmur olmaktan çıkıp bütün su yönetimi sisteminin konusu haline geliyor.
Balıkesir’de 2025 yazı neden dikkat çekiyor?
2025 yaz mevsimi Türkiye genelinde son 65 yılın en düşük yağış seviyesine sahne oldu. Haziran, temmuz ve ağustos aylarını kapsayan yaz döneminde Türkiye genelindeki yağış 30 milimetre olarak gerçekleşti. Uzun yıllar normali 64 milimetreydi. Böylece yaz yağışları normale göre yüzde 53 azaldı. MGM ayrıca Marmara ve Ege’nin büyük kesimlerinde yaz yağışlarında yüzde 80’in üzerinde azalmalar görüldüğünü bildirdi.
Balıkesir’de yaz döneminin doğal olarak daha kurak olması yeni bir durum değil. MGM’nin uzun yıllar iklim verilerinde Balıkesir merkez için temmuz ve ağustos aylarının ortalama yağış miktarı sırasıyla 10 ve 9,4 milimetre olarak görülüyor. Buna karşılık kasım ve aralık aylarında ortalama yağış miktarı 67 ve 87,2 milimetreye çıkıyor.
Buradaki kritik nokta şu: Tarımın su ihtiyacı ile yağışın doğal takvimi her zaman örtüşmüyor. Yaz aylarında sıcaklık yükselirken yağışın azalması, özellikle sulama altyapısı bulunmayan alanlarda üreticinin suya bağımlılığını artırıyor.
Dolayısıyla Balıkesir’de tarımsal üretimin geleceği açısından mesele, yaz aylarında yağmur beklemekten çok kış ve ilkbahar yağışlarının ne ölçüde su rezervlerine dönüştürülebildiğiyle de ilgili.
2026 yağışları farklı bir tablo ortaya koydu
Tam da burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı bulunuyor. 2025 yılındaki kurak tablonun ardından 2026 su yılının ilk yedi aylık döneminde Türkiye genelinde yağışlar önceki yılın aksine yüksek gerçekleşti.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 1 Ekim 2025-30 Nisan 2026 dönemini kapsayan değerlendirmesine göre Türkiye genelinde 555,3 milimetre yağış kaydedildi. Bu değer 1991-2020 normali olan 431,7 milimetrenin yüzde 29 üzerinde, geçen yılın aynı dönemindeki yağışın ise yüzde 72 üzerinde gerçekleşti. MGM’nin değerlendirmesinde İzmir, Çanakkale ve Balıkesir’in batısı çevresinde yağışların normale göre yüzde 60’ın üzerinde arttığı belirtildi.
Bu tablo bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor: İklim değişikliği ve yağış düzensizliği her yılın mutlaka bir önceki yıldan daha kurak geçeceği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, bir dönem ciddi yağış açığı yaşanırken sonraki dönemde yüksek yağışlar görülebiliyor. Tarım açısından asıl risk de burada ortaya çıkıyor. Üreticinin planlama yapabilmesi için geçmiş yılın koşullarını geleceğin garantisi olarak kabul etmemesi gerekiyor.
Üç yıl sulama yapılamayan ova ne anlatıyor?
Balıkesir’de yağış ile tarımsal üretim arasındaki ilişkiyi gösteren en somut örneklerden biri Pamukçu-Aslıhantepecik Ovası.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamaya göre yaklaşık 45 bin dekar tarım arazisine hizmet veren sulama sisteminde, kuraklık nedeniyle üç yıl boyunca tarımsal sulama amacıyla su verilemedi. 1 Haziran 2026 itibarıyla sulama yeniden başlatıldı ve 13 kırsal mahallede yaklaşık 2 bin çiftçinin yeniden sulama imkânına kavuştuğu açıklandı. Sistemin yeni sezona hazırlanması kapsamında ana sulama kanalında 80 kilometrelik temizlik çalışması ve 56 yedek hatta arıza giderme çalışması gerçekleştirildi.
Bu örnek, yağış düzenindeki değişimin yalnızca tarladaki ürünü değil, sulama altyapısının kullanımını da etkilediğini gösteriyor.
Üç yıl boyunca su verilemeyen bir sulama sisteminin yeniden devreye alınması, üretimin yalnızca yağışa bırakılamayacağını ortaya koyuyor. Aynı zamanda depolama kapasitesi, kanal altyapısı, suyun etkin kullanılması ve kurak dönemler için alternatif planların önemini artırıyor.
Yağış fazlası da üretici için sorun olabilir
Yağış düzenindeki değişim yalnızca kuraklık anlamına gelmiyor. Kısa sürede yüksek miktarda yağış düşmesi de tarım açısından risk oluşturabiliyor.
Toprağın suyu emme kapasitesinin üzerinde gerçekleşen yağış, yüzey akışını artırabiliyor. Eğimli arazilerde erozyon riski yükselirken, tarla içerisinde su birikmesi kök bölgesinde sorunlara yol açabiliyor. Hasada yakın dönemde meydana gelen aşırı yağışlar ise ürün kalitesi ve hasat takvimini etkileyebiliyor. Bu nedenle üretici açısından ideal olan her zaman “daha fazla yağış” değil. İhtiyaç duyulan zamanda, uygun miktarda ve toprağın kaldırabileceği biçimde yağış alınması.
Yağış düzeninin değişmesiyle birlikte tarımda “çok yağdı” ve “az yağdı” şeklindeki basit değerlendirmelerin yerini daha ayrıntılı meteorolojik ve agronomik analizlerin alması gerekiyor.
Kuru tarım daha kırılgan hale gelebilir
Balıkesir’de bazı üretim alanları sulama altyapısına sahipken bazı bölgelerde üretim büyük ölçüde doğal yağış koşullarına bağlı. Bu nedenle yağış düzenindeki değişimin etkisi bütün ilçelerde aynı şekilde hissedilmiyor.
Kuru tarım yapılan alanlarda ekim zamanının doğru belirlenmesi daha önemli hale geliyor. Toprakta yeterli nem oluşmadan yapılan ekim, çıkış sorunlarına yol açabilirken, erken veya geç gelen yağış da üretim takvimini değiştirebiliyor.
Bu durum çiftçiyi daha fazla hava tahmini takip etmeye, ekim ve hasat kararlarını daha esnek vermeye zorluyor. Geleneksel üretim takvimleri tamamen ortadan kalkmasa da geçmiş yılların alışkanlıklarının artık her sezon aynı sonucu vereceğini düşünmek daha riskli hale geliyor.
Sulama yatırımları artık tercih değil ihtiyaç
Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2025 faaliyet raporu da iklim değişikliğinin yarattığı belirsizlikleri tarımsal ekonomi açısından temel risklerden biri olarak değerlendiriyor. Raporda su kısıtı bulunan bölgelerde münavebeli ekim ve daha az su tüketen ürünlere ağırlık verilmesi, vahşi sulamanın terk edilmesi ve damlama ile yağmurlama gibi modern basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
2026 yılında da tasarruflu tarımsal sulama sistemlerine yönelik destekleme programları devam ediyor. Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 21. Etap uygulama rehberinin yayımlandığını duyurdu. Ayrıca Mayıs 2026’da üreticilere kırsal kalkınma, hibe ve tarımsal sulama yatırımları konusunda bilgilendirme toplantıları gerçekleştirildi.
Bu gelişmeler, tarım politikalarının yağış düzenindeki değişime uyum sağlamaya başladığını gösteriyor. Fakat asıl başarı, bu desteklerin üreticinin günlük pratiğine ne ölçüde yansıdığıyla belirlenecek.
Hangi ürün nerede yetiştirilecek?
Yağış düzeninin değişmesi, gelecekte Balıkesir’de ürün deseninin yeniden değerlendirilmesini de gündeme getirebilir.
Bir bölgede su kaynakları sınırlıysa yüksek su tüketen ürünlerin aynı yoğunlukta yetiştirilmesi ekonomik açıdan da çevresel açıdan da sorgulanabilir. Buna karşılık daha az su isteyen ürünlerin veya kuraklığa daha dayanıklı çeşitlerin tercih edilmesi üretim riskini azaltabilir. Ancak burada tek bir ürünün bütün Balıkesir’e uygulanması da doğru olmaz. Kentin kıyı kesimleri, ovaları ve iç bölgeleri arasında iklim, toprak, sulama ve mikroklima açısından önemli farklılıklar bulunuyor.
Bu nedenle geleceğin üretim planlaması il genelinde tek tip bir model yerine, havza ve ilçe ölçeğinde su kaynaklarını dikkate alan daha ayrıntılı bir yapıya ihtiyaç duyuyor.
Çiftçinin riski yalnızca tarlada başlamıyor
Yağış düzensizliği üreticinin gelir planlamasını da etkiliyor. Bir sezonun başında yeterli görünen yağış, gelişme döneminde yaşanan uzun bir kuraklıkla anlamını yitirebilir. Tersi durumda aşırı yağış nedeniyle üretim kaybı yaşanabilir. Bunun üzerine gübre, mazot, ilaç, işçilik ve sulama giderleri eklendiğinde üreticinin belirsizlikle baş etmesi zorlaşıyor.
Bu noktada tarım sigortalarının önemi de artıyor. Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2026 yılında üreticilerle yapılan saha çalışmalarında doğal afetler ve iklim risklerine karşı TARSİM’in önemine ilişkin bilgilendirmelerin sürdüğünü belirtiyor. Eylül 2026’da Altıeylül Ovaköy’deki kapya biber hasadında da üretim sezonunun gidişatı, rekolte beklentileri ve iklim risklerine karşı tarım sigortaları gündeme getirildi.
Bu yaklaşım, iklim riskinin artık yalnızca meteorolojik bir başlık olmadığını; üreticinin ekonomik güvenliğiyle de doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Balıkesir’in tarımı yeni bir planlama dönemine giriyor
Yağış düzenindeki değişim, Balıkesir’de tarımsal üretim planlamasının daha bilimsel ve daha bölgesel hale gelmesini zorunlu kılıyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün Mayıs 2026’da gerçekleştirdiği tarımsal üretim planlaması değerlendirme toplantısında mevcut üretim desenleri, üretim planlaması, destekleme modelleri ve 2027-2029 dönemine ilişkin hedefler ele alındı.
Bu çalışmaların önümüzdeki dönemde su yönetimiyle daha fazla bütünleşmesi beklenebilir. Çünkü üretim planlaması ile su planlaması birbirinden bağımsız düşünüldüğünde ortaya eksik bir tablo çıkıyor.
Bir ürünün ekonomik olarak değerli olması, o ürünün her koşulda yetiştirilebileceği anlamına gelmiyor. Geleceğin tarımı açısından toprağın verimliliği kadar suyun bulunabilirliği de temel üretim kriterlerinden biri olacak.
Asıl mesele yağmurun ne kadar yağdığı değil
Balıkesir’de yağış düzeninin değişmesi, tarımın geleceğine ilişkin önemli bir soru ortaya çıkarıyor: Üretim sistemi değişen iklim koşullarına ne kadar hızlı uyum sağlayabilecek?
2025 yılı Türkiye genelinde çok düşük yağışla geçti. Marmara Bölgesi son 64 yılın en düşük yıllık yağışlarından birini yaşadı. Buna karşılık 2026 su yılının ilk yedi ayında yağışlar önemli ölçüde arttı ve Balıkesir’in batısında uzun yıllar ortalamasına göre yüksek yağışlar görüldü.
Bu iki tablo birlikte değerlendirildiğinde ortaya basit bir “kuraklık” hikâyesinden daha farklı bir gerçek çıkıyor. Tarımın karşı karşıya olduğu asıl mesele, öngörülebilirliğin azalması.
Çiftçi ne zaman yağmur yağacağını, yağışın ne kadar süreceğini ve üretimin kritik döneminde su açığı oluşup oluşmayacağını daha fazla hesaba katmak zorunda. Bu nedenle Balıkesir’in tarım geleceğinde güçlü sulama altyapısı, su tasarrufu, doğru ürün seçimi, toprak neminin korunması, modern sulama sistemleri, üretim planlaması ve tarım sigortaları birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, aynı sistemin parçaları olarak ele alınmalı.
Çünkü değişen yağış düzeninde kazanan yalnızca daha fazla yağmur alan üretici olmayacak. Suyu doğru zamanda kullanan, toprağın nemini koruyan, ürününü bölgenin iklim koşullarına göre seçen ve iklim riskini üretim planının içine dahil eden üretici daha dirençli hale gelecek.
Balıkesir’in tarımsal gücü hâlâ büyük. Ancak bu gücün geleceğe taşınması, geçmişteki yağış takvimine güvenerek değil, yeni iklim koşullarını doğru okuyarak mümkün olacak.

