
Yaz geldi mi Balıkesir’in sıcağı insanın sabrını da, enerjisini de, tahammülünü de sınamaya başlıyor. Öğle saatlerinde dışarı çıktığınızda yüzünüze vuran sıcak hava yetmiyormuş gibi, bir de asfaltın üzerinden yükselen sıcaklık ekleniyor. Güneş tepede, hava ağır, insanın aklındaki tek şey ise gölge ve buz gibi bir bardak su…
Tam da burada yıllardır duyduğumuz o cümle geliyor: “Sakın soğuk su içme!”
Peki gerçekten yaz sıcağında soğuk su içmek zararlı mı?
Aslında mesele biraz yanlış anlaşılmış durumda. Soğuk suyun kendisi sağlıklı bir insan için otomatik olarak “zararlı” değildir. Fakat çok sıcak bir ortamdan gelip bir anda aşırı soğuk suyu hızlıca içmek bazı kişilerde rahatsızlık yaratabilir. Özellikle mide hassasiyeti olanlarda, boğazı çabuk etkilenenlerde veya çok terledikten sonra bir anda buz gibi su tüketenlerde geçici rahatsızlıklar görülebilir.
Yani mesele sadece suyun kaç derece olduğu değil, nasıl ve ne kadar hızlı içildiğidir.
Balıkesir’de yaz sıcağında bunu anlamak hiç de zor değil. Gün ortasında dışarıda birkaç dakika yürümek bile insanı ter içinde bırakabiliyor. Hele bir de işiniz gereği sokakta dolaşıyorsanız, pazara gidiyorsanız, alışveriş yapıyorsanız ya da toplu taşımadan indiyseniz insanın istediği tek şey buzdolabından çıkarılmış buz gibi bir şişe su oluyor.
Şişeyi açıyorsunuz.
Bir yudum…
Bir yudum daha…
Sonra neredeyse nefes almadan içiyorsunuz.
İşte vücudun hoşlanmadığı durum daha çok burada başlıyor.
Çünkü aşırı sıcaklamış bir bedene bir anda çok soğuk içecek yüklemek bazı insanlarda mide krampları, boğazda rahatsızlık veya kısa süreli baş ağrısı gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle yaz aylarında suyu mümkün olduğunca yavaş içmek, bir anda litrelerce tüketmek yerine gün boyunca düzenli şekilde su almak daha doğru bir alışkanlık.
Üstelik yazın asıl korkmamız gereken şey soğuk su değil, yeterince su içmemek.
Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücut su kaybediyor. Balıkesir’in yaz sıcağında bunu küçümsememek gerekiyor. İnsan bazen susadığını bile fark etmeden saatler geçiriyor. Özellikle dışarıda çalışanlar, yaşlılar, çocuklar ve yoğun fiziksel hareket içerisinde olanlar için sıvı tüketimi daha da önemli hale geliyor.
Biz ise çoğu zaman susamayı bekliyoruz.
Susadığımızda da “Bir bardak su içeyim” deyip geçiyoruz.
Oysa suyun görevi yalnızca susuzluğu gidermek değil. Vücudun normal işleyişinde önemli bir yeri var. Bu yüzden yaz aylarında suyu günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmek gerekiyor.
Peki suyu buz gibi mi içelim, oda sıcaklığında mı?
Bunun tek bir doğru cevabı yok. Sağlıklı bir insan için içilebilir sıcaklıktaki soğuk su genellikle sorun değildir. Ancak çok soğuk su içtiğinizde mideniz rahatsız oluyorsa, boğazınız etkileniyorsa veya kendinizi kötü hissediyorsanız daha ılık bir su tercih edebilirsiniz.
Burada önemli olan “soğuk su içmek öldürür, hasta eder” gibi şehir efsanelerine teslim olmamak kadar, “Ne kadar soğuk olursa o kadar iyi” düşüncesinden de uzak durmak.
Çünkü yazın suyun amacı yarış kazanmak değil, vücudun ihtiyacını karşılamak.
Bir başka konu da çocuklar.
Balıkesir’de yaz akşamları parklarda, sahillerde, sokaklarda oynayan çocukları görmek mümkün. Koşturuyorlar, terliyorlar, yoruluyorlar ve eve geldiklerinde ilk istedikleri şey çoğu zaman buz gibi bir içecek oluyor. Çocuklara su içmeyi yasaklamak yerine, suyu düzenli tüketmelerini öğretmek çok daha önemli. Çok hızlı içmemeleri ve kendilerini iyi hissetmedikleri durumda bunu ailelerine söylemeleri yeterli bir yaklaşım olabilir.
Bir de şu yanlış alışkanlığımız var: Suyu sadece susayınca içmek.
Oysa yaz sıcağında susuzluğu beklemek iyi bir yöntem olmayabilir. Özellikle gün içinde dışarıda olan insanların yanında su bulundurması, belirli aralıklarla su içmesi ve aşırı sıcak saatlerde mümkün olduğunca gölgede kalması daha mantıklı.
Balıkesir’in sıcağında hayat zaten yeterince yorucu.
Bir de elimizdeki su şişesiyle kavga etmeyelim.
Soğuksa soğuk, ılıksa ılık…
Önemli olan suyu içmek.
Ama bir anda buz gibi suyu kafaya dikmek yerine birkaç yudumla başlamak, vücudun verdiği tepkiyi dikkate almak daha akıllıca.
Çünkü sağlıklı yaşam bazen büyük kararlarla değil, küçücük alışkanlıklarla başlıyor.
Yazın sıcağında gölge aramak ne kadar doğal ise su içmek de o kadar doğal olmalı.
Ve belki de bu yaz kendimize şu kadarını hatırlatmalıyız:
Buz gibi su içtiğimiz için değil, su içmeyi unuttuğumuz için başımız derde girmesin.
Balıkesir sıcağında güneş tepemizdeyken, elimizdeki su şişesi de hayatımızın en basit ama en önemli ihtiyaçlarından biri.
Soğuk su içmekten korkmayalım.
Ama suyu da bir anda tüketip “Oh be!” demek yerine, bedenimizi dinleyerek, yavaş yavaş ve düzenli içmeyi öğrenelim.
Çünkü yazın en büyük serinliği bazen klimanın altında değil, elimizdeki bir bardak suda saklıdır.

