
Bu tarz antlaşmalar yapıldığında konuyu daha iyi anlamak için önce diğer ülkelere bakmak lazım, onlar ne diyor diye.
Mekke Antlaşması imzalandığında ilk ses İsrail’den geldi, olamaz olmamalı minvalinde, çok rahatsız olmuşlar.
Sonra Yunanistan’dan bir ses geldi, karşıyız, engellenmeli falan dediler, onlar da çok rahatsızlar.
Peki neden?
Öyle önemli bir antlaşma ki Mekke Antlaşması, Ortadoğu’da öyle bir güç oluşuyor ki herkes büyük bir şaşkınlık içerisinde ve bu antlaşma kısa vadede kendiliğinden gelişen bir antlaşma değil, uzun zamandır planlanan, şartların ve ortamın uygun hale geldiği bir zamanda imzalanan bir antlaşma. Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın büyük emek sarf ettiği, yine insanüstü çalıştığı bir antlaşma.
Tarafları, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye.
Suudi Arabistan, bu ittifaktaki en zengin ülke, petrol kralı, Hürmüz Boğazı yüzünden sıkıntı yaşıyor, yeni petrol güzergâhları en önemli gündemleri. Diğer taraftan İran ile büyük sıkıntılar yaşıyor, ABD güvencesi ve koruması İran savaşında yetersiz kaldı.
Pakistan, bu ittifaktaki tek nükleer silah gücene sahip olan ülke, ABD ve İran arasında arabulucu olarak rüştünü ispatladı, Hindistan ile her daim sıkıntıları var, son yaşadıkları ve neredeyse büyük bir savaşa dönüşecek olan çatışmalarda Türkiye, her zamanki gibi Pakistan’ın yanında oldu.
Türkiye, bu ittifaktaki en güçlü orduya sahip, savunma sanayisi en gelişmiş olan ülke, ittifakın batıya açılan kapısı, İslam ülkeleri içerisinde lider durumda, operasyon el yeteneği ve dış politikasıyla en güçlü ülke konumunda.
Bu üç ülkenin birleşiminden büyük bir güç doğuyor, Orta Doğu’da her türlü filmi çevirmek isteyen ülkelerin böyle bir güç oluşumuna karşı çıkmaları elbette ki kaçınılmaz.
NATO benzeri bir oluşuma dönüşen bu antlaşmanın en önemli maddesi, bu üç ülkeden herhangi birine saldırı olursa diğerlerine de saldırı olmuş sayılacak. Yani İsrail ya da başka bir ülke Türkiye’ye saldırırsa, Pakistan’a ve Suudi Arabistan’a da saldırmış sayılacak ve Pakistan ve Arabistan da Türkiye ile birlikte savaşa girecek.
Bu arada Mekke Antlaşması’na dâhil olmak isteyen birçok ülke olduğu söyleniyor. Yani ittifak öyle bir büyüyecek ki önünde durulamaz bir güç olacak.
Bu coğrafyanın en büyük eksikliği birlik, beraberlik olmuştur, biz bu birlik ve beraberliği sağlayan ülke olarak tüm Ortadoğu coğrafyasına barış ve istikrar getirmeyi amaçlıyoruz. Bu kolay bir iş değil. Sayın Hakan Fidan da bu minvalde bir açıklama yapmış, “Daha yolun başındayız” demiş, çok da doğru demiş, engellemek isteyenler de çok olacaktır.
Ülkemize böyle önemli bir antlaşma kazandıran ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler, Yüce Allah yardımcınız olsun.

