
Geçen hafta bir trafik kazası geçirdim.
Ana yolda kendi şeridimde ilerlerken, yan yoldan hızla çıkan bir otomobil bana çarptı. Çarpmanın şokunu atlatmaya çalışırken öğrendiğim gerçek ise en az kaza kadar sarsıcıydı. Direksiyonun başındaki kişi sadece 15 yaşındaydı.
O an aklıma tek bir soru geldi:
Bir çocuğun direksiyonda ne işi vardı?
Bugün bu yazıyı sadece yaşadığım kazayı anlatmak için yazmıyorum. Asıl anlatmak istediğim, her geçen gün büyüyen bir ihmalkârlık. Çünkü artık trafikte sadece kuralları ihlal eden sürücüler yok. Daha ehliyet alma yaşına bile gelmemiş çocuklar, tonlarca ağırlığındaki araçların başına geçiriliyor. Sonra da buna “Bir şey olmaz.” deniliyor.
Oluyor.
Hem de çok şey oluyor.
Bir anlık ihmal, bir ömür sürecek pişmanlıklara dönüşüyor.
Motor kullanan biriyseniz bunu çok iyi bilirsiniz. Trafikte görünmez gibiyiz. Aynalara bakılmıyor. Sinyal verilmeden önümüze kırılıyor. Kavşaklarda öncelik hakkımız yok sayılıyor. Bize çarpıldıktan sonra söylenen ilk cümle ise hep aynı:
“Fark etmedim.”
Aslında fark edilmeyen motor değil.
Fark edilmeyen, o motorun üzerinde bir insan olduğu.
O kaskın içinde bir evlat var, bir anne var, bir baba var, sevdiklerine kavuşmak isteyen bir hayat var.
Biz trafiğe adrenalin yaşamak için çıkmıyoruz. Eve sağ salim dönebilmek için çıkıyoruz.
Peki çocuk yaşta direksiyon başına geçenler?
Onların suçu kadar, hatta belki de daha fazlası, o anahtarı ellerine veren büyüklerin sorumluluğu var. Çünkü 15 yaşındaki bir çocuk araba kullanmaya karar vermez; ona o fırsat tanınır. Sonra yaşanan her kazanın yükünü sadece direksiyondaki çocuk değil, masum insanlar da taşır.
Bu yazı öfkeyle yazıldı.
Çünkü insan, canının hiçe sayıldığını görünce öfkeleniyor.
İnsan, kurallara uymasına rağmen başkasının sorumsuzluğu yüzünden ölümle yüzleşince öfkeleniyor.
Ve insan, bunların hâlâ normal karşılanmasına daha çok öfkeleniyor.
Motorcular bu yolların misafiri değil. Biz de vergisini veren, kurallara uyan, aynı asfaltı paylaşan sürücüleriz. Bize “Nasıl olsa geçer.” gözüyle bakmaktan vazgeçin. Aynaya bakın. Sinyal verin. Öncelik hakkına saygı gösterin.
Ve en önemlisi…
Bugün ben hayattayım ve bunları yazabiliyorum. Ama herkes bu kadar şanslı olmuyor.
Her trafik kazasının arkasında parçalanan sadece araçlar değildir. Hayaller, aileler, gelecekler de parçalanır.
Artık motosiklet sürücülerine biraz daha dikkat edin demiyorum.
Artık çocuklara direksiyon vermeyin diyorum.
Çünkü bu mesele sadece bir trafik ihlali değil; vicdan meselesidir.
Bir çocuğun direksiyon başında olmaması gerektiğini anlamak için bir canın toprağa düşmesini beklemeyelim. Trafikte kurallar tavsiye değildir. Her kural, bir insanın eve sağ salim dönebilmesi için yazılmıştır.
Çocuklara oyuncak alın.
Direksiyon değil.
Çünkü direksiyon başında yapılan bir hata, bazen sadece birkaç saniye sürer. Ama geride bıraktığı acı, yıllarca geçmez.

