BIST 100
14.315,02 0,39%
DOLAR
46,6247 0,15%
EURO
53,1055 0,18%
GRAM ALTIN
6.052,68 0,39%
FAİZ
40,65 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
87,05 0,44%
BITCOIN
60.438,00 1,81%
GBP/TRY
61,6188 0,11%
EUR/USD
1,1385 0,13%
BRENT
73,54 -2,29%
ÇEYREK ALTIN
9.896,13 0,39%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
28 °

Moskova’dan Çıkan Ders

Düşünseli

Savaşın doğası, gözlerimizin önünde geri dönülemez bir biçimde değişiyor. Hafta başından bu yana dünya kamuoyuna yansıyan gelişmeler, modern harp anlayışının klasik savunma sistemleri karşısında ne denli kırılgan hale geldiğini bir kez daha ortaya koymuştur. 18 Haziran 2026 tarihinde Ukrayna, Rusya’nın başkenti Moskova’ya yönelik savaşın başından bu yana en büyük insansız hava araçları saldırılarından birini gerçekleştirdi. Moskova’nın güneydoğusunda yer alan stratejik bir petrol rafinerisi hedef alınırken, başkent semalarında yoğun yangınlar ve dumanlar yükseldi. Rusya’nın hava savunma sistemleri çok sayıda aracı etkisiz hale getirse de, bazı unsurların savunma hattını aşarak hedefe ulaşması dikkat çekici bir tablo oluşturdu.

Bu gelişme, merkezi ve katmanlı savunma mimarilerinin; düşük irtifada, yavaş ve çok sayıda otonom sistemle icra edilen asimetrik saldırılara karşı zorlandığını göstermesi bakımından önemlidir. Radarların kör noktalarından sızan, elektronik harp unsurlarını aşabilen ve sürü halinde hareket edebilen teknolojiler, konvansiyonel gücün bazı alanlardaki yetersizliğini net biçimde gözler önüne sermiştir.

İşte tam bu noktada, yaşananları kendi coğrafyamıza ve savunma sanayimize çevirmek gerekmektedir. Bugün bazı odakların, Türkiye’nin İHA, SİHA ve insansız deniz araçları alanındaki atılımlarına karşı gösterdiği tepkinin gerisinde, bu teknolojilerin yarattığı caydırıcılık yatmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği sistemler artık yalnızca birer platform olmanın ötesine geçmiştir. Birbirleriyle entegre çalışabilen, otonom karar mekanizmalarına sahip ve düşmanın elektronik harp kabiliyetlerini asimetrik yöntemlerle etkisiz hale getirebilen bütüncül bir yapıya dönüşmüştür.

Kendi yazılımlarımızla donatılmış bu çelik kanatlar ve otonom deniz unsurları, dost ve müttefiklerimiz için güvenilir bir koruma şemsiyesi oluştururken; haritalar üzerinde maksimalist emeller besleyenler ve fitne kayıklarına binip Akdeniz’i bulandırmaya çalışanlar için ise bambaşka bir anlam taşımaktadır. Onlar için bu sistemler, radarların zor tespit ettiği, engellenmesi güç ve en küçük bir provokasyonda sahadaki hesapları kaynağında bozabilecek bir caydırıcılık unsuru haline gelmiştir.

Süper güçlerin başkentleri bile kitlesel insansız sistem saldırılarına karşı tam anlamıyla koruma sağlayamazken, Türkiye’nin bu alanda ulaştığı seviye, bölgemizde barış ve istikrarın kendi menfaatlerimiz doğrultusunda korunabilmesi açısından önemli bir güvence oluşturmaktadır. Bizler bir İHA’nın veya bir İDA’nın gövdesinde yalnızca teknoloji değil; bu coğrafyada asırlardır dimdik ayakta duran bir iradeyi de müşahede etmekteyiz.

Ve o irade, dostun kalbine inşirah, düşmanın uykularına ise uyanmak bilmeyecek bir karabasan serpmeye devam edecektir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?