Yayınlanma Tarihi :

Kanserin Vücut Sistemlerine Etkileri Nelerdir?

Onkolojik rehabilitasyon, kanser hastaları ve yakınlarının yaşadıkları fiziksel, fizyolojik, sosyal ve kognitif problemlere çözüm bulmak amacıyla geliştirilmiş multidisipliner bir yaklaşımdır.

Kanserin Vücut Sistemlerine Etkileri Nelerdir?

Onkolojik rehabilitasyon, kanser hastaları ve yakınlarının yaşadıkları fiziksel, fizyolojik, sosyal ve kognitif problemlere çözüm bulmak amacıyla geliştirilmiş multidisipliner bir yaklaşımdır. Kanser tedavisinin erken döneminde sistemik hastalığa bağlı etkiler görülür. Bunlar; immobilite (hareketsizlik), yetersiz beslenme, immün fonksiyonlarda (bağışıklık sistemi) azalma ve psikolojik faktörlerdir ki hastanın koordinasyonunu olumsuz etkiler. Birçok kanser tedavisi genel olarak hücre bölünmesini etkiler ve bağırsak sisteminde bu etki ile bulantı, kusma ve diareye neden olur. Kanser hastalarında engellilik genellikle dokulardaki yayılıma ve ağrıya bağlıdır. Ağrı en önemli problemlerden biridir.

Hareketsizlik ve yatak istirahati kanser hastalarında çeşitli metabolik ve fizyolojik değişikliklere yol açar. Kemik kaybı sıktır ve hiperkalsemiye neden olur. Kas lifi tipinde ve eklem fizyolojisinde değişiklikler olur. Tüm bu faktörler bası yaraları, mononöropati (sinir tutulumu) ve kontraktürlere (eklemlerde katılık) neden olur, derin ven trombozu ve pulmoner emboli riski artar. Yatak istirahatindeki hastalara yerçekimine karşı veya elastik bant kullanılarak hafif dirence karşı egzersizler yapılabilir. Yatağa bağımlılarda ise alt ve üst ekstremitelere normal eklem hareketlerinin pasif olarak  yaptırılması;  omuz, dirsek, kalça, diz ve ayak bileklerindeki kontraktürleri önler, kuvvet ve enduransın (dayanıklılık) korunmasını sağlar. Bası yaralarının önlenmesi için hastanın yatak pozisyonunun sık olarak değiştirilmesi, yastıklar ile desteklenmesi, havalı yatak kullanılması, cilt lezyonlarının yakın takibi, nemlendirici kremlerin kullanılması uygundur. Sinir sistemi tutulumları, metastazlar, lenfödem, psikososyal sorunlar, depresyon, sosyal izolasyon duygusu, umutsuzluk ve sosyal fonksiyonlarda azalma hastalığın ve tedavinin erken evrelerinden itibaren görülmektedir.

Kanser vakalarının %60’ında kronik ağrı yakınması vardır ve bu durum evrenin en önemli sorunlarından birini oluşturmaktadır. Ağrı, korku oluşturmasının yanısıra kişinin yaşam kalitesini ve fonksiyonel yetilerini etkilemektedir. Bu nedenle bir çok merkezde , çok yönlü yaklaşım amacıyla ağrı üniteleri kurulmuştur.

Kanser ağrısında tedavi planlanırken ilaç tedavilerinden, bölgesel ağrı bantlarından  yararlanılır. Fizik tedavi yöntemleri ağrının kontrolünde, eklemlerde ve yumuşak dokularda oluşan katılıkların giderilmesinde, iyileşme sürecine destek olmak ve hızlandırmak için yaygın olarak kullanılabilir. Termal modaliteler (yüzeyel ısı), analjezik akımlar ( TENS,interferansial akım), iyontoforez ve fonoforez gibi bölgesel ağrı tedavisinde kullanılan fizik tedavi yöntemleri, tetik noktalara yapılan enjeksiyon tedavileri (lokal anestezik, ozon, kas gevşetici), sinir blokları, akupunktur, masaj teknikleri, su içi tedaviler (whirpool) en yağın kullanılan uygulamalardır. Kanser ağrısından korunmada ve tedavisinde egzersizler son derece önemlidir. Özellikle aerobik egzersizler (yürüme,yüzme,bisiklet), germe ve relaksasyon egzerszileri (pilates, yoga) ve bireye göre planlanan güçlendirme egzersizleri son derece önemlidir.

Kanser, gelişen dünyada prevalansı hızlı artan hastalıkların başında yer almaktadır. Ortalama yaşam süresinin uzaması, fiziksel aktivitenin azalması, psikososyal etmenler, beslenme alışkanlıklarının bozulması hastalığın önemli risk faktörleridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, egzersiz programlarının hastalık sürecine dahil edilmesi gerektiğini göstermiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 2018 yılında kanser görülme sıklığı 4 milyon daha artarak, 18 milyona yükselmiştir. 2030 yılında 27 milyon yeni kanser vakasının olacağı önlem alınmazsa 2040 yılında 40 milyon kanser vakasının görüleceği öngörülmektedir. Ancak günümüzde kanser tedavisinde kaydedilen gelişmeler ile birlikte, hastaların sağkalım süresi artmıştır. Kişisel risk faktörleri; yaş, cinsiyet, aile öyküsü, çevresel risk faktörleri ise; alkol, tütün kullanımı, sedanter yaşam, düzensiz ve kötü beslenme alışkanlıkları, zararlı ultraviole ışınları, hava kirliliği ve bazı kimyasal maddeler olduğu belirtilmektedir.

Onkolojik rehabilitasyon hasta ve yakınlarına danışmanlık, hastanın ağrı ve yorgunluk şikayetlerinin azaltılması, beslenme alışkanlıkları, fizyoterapi ve rehabilitasyon programları, solunum rehabilitasyonu, kognitif rehabilitasyon, psikolojik ve cinsellik rehabilitasyonunu içeren hasta merkezli multidisipliner bir ekip çalışmasını içermektedir. Bu ekibi doktor, hemşire, fizyoterapist, psikolog, beslenme ve diyetetik uzmanı, sosyal hizmet uzmanı, konuşma dil terapisti ve hastanın yakınları oluşturmaktadır. Onkolojik rehabilitasyon ekibi tedaviye bütüncül yaklaşmalı, tedavi öncesi/sonrası (remisyon) dönemler ile sağkalım dönemi göz önünde bulundurulmalıdır. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tipine özgü hastalık aşamaları ve semptomlar açısından dört evreye ayrılmıştır. Bunlar; koruma evresi, restoratif evre, destekleyici evre ve palyatif dönemdir. Bu dönemleri, bütüncül yaklaşım anlayışı ve rehabilitasyon ekibi ile aşmak en doğru olanıdır.

Egzersiz programları ile yetişkin ve çocuk hastalarda, kanserin çeşitli türlerinde erken dönemden itibaren, kas iskelet sistemi tonusunun korunması, solunum egzersizleri ile bireyin harcadığı eforun azaltılması, yorgunluk düzeyinin minimale indirilmesi, yaşam kalitesinin artırılması amaçlanmaktadır. Bireylerin günlük yaşam sırasında “wellness” olarak adlandırılan iyi olma halinin sağlanabilmesi, kişisel bakım, hijyen, yemek yeme, mobilite ve ulaşım aktivitelerine olabildiğince katılabilmesi hedeflenmektedir.

Bireysel rehabilitasyon programlarını hasta ve aile eğitimi, aerobik egzersizler, pulmoner rehabilitasyon, vücut farkındalık eğitimleri, beslenme teknikleri, cinsel terapi, enerji koruma teknikleri, psikososyal rehabilitasyon, kognitif rehabilitasyon, dans terapi ve yoga oluşturmaktadır. Sonuçta bir cümle ile ifade edecek olursak, yaşam kalitesinin en üst düzeye ulaştırılması, şikayetlerinin minimuma indirilmesi ile fonksiyonel kapasitenin artırılması hedeflenmektedir.

Kaynak : Özden Certel

YORUM YAP