
Sabahları çocuğumu okula bırakırken içimde olması gereken duygu huzur olmalıydı. “Git, öğren, büyü, arkadaşlarınla gül” demeliydim. Ama artık kapıdan içeri girerken gözüm arkada kalıyor. Çünkü artık korkuyoruz. Hem de hiç alışık olmadığımız bir şeyden: Okuldan.
Daha birkaç gün önce bir okulda yaşanan o korkunç saldırı… 11 çocuk. Daha hayatlarının başında, daha hayallerini bile tam kuramamış çocuklar… Şimdi bir annenin yüreğine soruyorum: Bu korkuyla nasıl yaşanır?
Balıkesir’de yaşıyorum. Sakinliğiyle, huzuruyla bilinen bir şehir. Ama artık burada bile anneler birbirine aynı soruyu soruyor: “Bizim çocuklarımız gerçekten güvende mi?” Parkta oynarken, okul yolunda yürürken, sınıfta otururken… Hiçbir yer eskisi kadar güvenli gelmiyor.
Televizyonu açıyorsun, mafya dizileri. Telefonu eline alıyorsun, şiddeti normalleştiren şarkılar. Güç dediğimiz şey artık merhamet değil, korkutmak olmuş. Çocuklar bunu izliyor, bunu duyuyor, bunu öğreniyor. Sonra biz onlara “iyi insan ol” diyoruz. Ama dış dünya bambaşka bir şey anlatıyor.
Toplum yavaş yavaş sertleşiyor. İnsanlar tahammülsüz, öfke hazır, vicdan ise geri planda. En acısı da şu: Bu çürümenin ortasında büyüyen çocuklar var. Ve biz anneler, onları korumaya çalışırken artık sadece dışarıdan değil, her yerden gelen bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
Ben çocuğumu okula gönderirken artık sadece derslerini değil, güvenliğini de düşünüyorum. Bu normal değil. Hiçbir anne bunu düşünmek zorunda kalmamalı.
Ben çocuğumu okula gönderirken sadece “Bugün ne öğrenecek?” diye düşünmek istiyorum. Ama aklımda başka sorular var: “Güvende mi? Yanında doğru insanlar var mı? Bir tehlikeyle karşılaşır mı?”
Bir anne için bundan daha ağır bir yük olabilir mi?
Okuldan korkmak… Bu cümle bile başlı başına bir utanç aslında. Çünkü olması gereken bu değil. Ama gerçekleri görmeden de çözüm bulamayız. Çocuklarımızı korumak sadece ailelerin değil, toplumun, eğitim sisteminin, medyanın da sorumluluğu.
Biz anneler artık korkmak istemiyoruz. Çocuklarımızı güvenle emanet edebileceğimiz okullar istiyoruz. Çünkü bir çocuk için okul; korkunun değil, umutların başladığı yer olmalı.
Biz çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyoruz. Ama önce onların bugününü korumamız gerekiyor. Bu sadece bir annenin korkusu değil, bir toplumun alarmıdır.
Artık görmezden gelmeyelim. Çünkü mesele sadece bir olay değil… mesele, çocuklarımızın geleceği.

