BIST 100
13.946,65 -0,88%
DOLAR
47,1996 0,02%
EURO
53,9244 0,11%
GRAM ALTIN
6.155,71 1,26%
FAİZ
41,94 0,55%
GÜMÜŞ GRAM
89,56 4,67%
BITCOIN
66.486,00 1,78%
GBP/TRY
63,2257 -0,26%
EUR/USD
1,1417 0,03%
BRENT
90,85 1,83%
ÇEYREK ALTIN
10.064,59 1,26%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
35 °

Haberi Ne Zaman Yayınlayacağız?

irfan duroğlu-bence

Dünya Kupası boyunca transfer piyasası beklenenden daha sakin ilerledi. Kupanın İspanya'nın zaferiyle tamamlanmasının ardından ise futbol gündemi adeta yeniden nefes aldı. Birbiri ardına gelen transfer iddiaları, resmi açıklamalar ve kulüplerden yükselen hareketlilik, önümüzdeki günlerde de hız kesmeyecek gibi görünüyor.

Ancak benim dikkatimi çeken konu, transferlerin kendisinden çok o transferlerin kamuoyuna ulaşma biçimi...

Bugün transfer haberciliği, yalnızca bilgiye ulaşma yarışı olmaktan çıktı. Artık bilginin ne zaman paylaşılacağı, nasıl paylaşılacağı ve paylaşılmasının süreci nasıl etkileyeceği de en az haberin kendisi kadar önemli hale geldi.

Bazen bir görüşmenin erken duyulması, pazarlık masasındaki dengeleri değiştirebiliyor. Bazen oyuncunun maliyeti artıyor, bazen farklı kulüpler devreye giriyor, bazen de günlerdir üzerinde çalışılan transfer tamamen rafa kalkabiliyor. Özellikle büyük kulüpler söz konusu olduğunda bunun örneklerini defalarca gördük.

İşte tam bu noktada gazetecilik ile etkileşim arasındaki ince çizgi ortaya çıkıyor.

Sosyal medya başka bir dinamikle çalışıyor.

Dijital medya başka...

Yazılı basın başka...

Televizyon ve görsel medya ise bambaşka bir tempoya sahip.

Hepsini aynı terazide tartmaya çalıştığımızda çoğu zaman kaş yaparken göz çıkarıyoruz. Daha fazla görüntülenme uğruna, henüz pişmemiş haberi servis ederek sürece zarar verebiliyoruz.

Fakat madalyonun bir de diğer yüzü var.

Diyelim ki kulüp oyuncuyla anlaştı. İmzaya kaldı. Siz de transferin zarar görmemesi adına haberi bekletiyorsunuz. Resmi açıklama gelsin, doğrulansın, öyle yayınlayayım diyorsunuz. Gazeteciliğin temel refleksi de zaten budur; doğrulanmamış bilgiyi değil, teyit edilmiş gerçeği paylaşmak.

Sonra kulüp açıklamayı Cuma akşamı saat 20.00'de yapıyor.

Elbette bunun da anlaşılır tarafı var. Kulüpler kendi sosyal medya hesaplarını büyütmek, etkileşim oluşturmak ve gündemi kendi mecralarında yönetmek istiyor. Dijital çağın doğal sonucu bu.

Ancak aynı saat, yerel yazılı basın için bambaşka bir anlam taşıyor.

Çünkü gazetelerin sayfaları çoktan kapanmış oluyor ve haberi Pazartesi gazetesine bırakmak zorunda kalıyorsunuz.

"İnternet siteniz var, oradan yayınlayın" diyenler olacaktır.

Yayınlıyoruz...

Ama mesele tam da burada başlıyor.

Kulübün sosyal medya hesabında duyurduğu transferi biz görüp haber diline dönüştürünceye kadar, o bilgi zaten binlerce kişi tarafından görülmüş oluyor ve haber olmaktan çıkıyor. Biz haberi hazırlarken başka bir transfer açıklanıyor, teknik direktör yeni bir değerlendirme yapıyor, gündem yeniden değişiyor.

Yani gazeteci haberi kaçırmıyor.

Haber, gazeteciyi geride bırakıyor.

Konuyu kulübün sosyal medyasında paylaşmadan önce basın mensuplarına servis edip, onlara 5-10 dakika haberi oluşturma fırsatı tanımak çok zor olmasa gerek ama görünen o ki zor.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?