
Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Eylül ayı oturumu, sıradan bir meclis toplantısının olmanın ötesindeydi.
Meclis kürsüsünde söylenenleri, yalnızca birkaç siyasi polemik olarak görürseniz büyük resim kaçırılmış olursunuz. Çünkü son Büyükşehir Belediye Meclisi Balıkesir’de yaşanan, önümüzdeki 2,5 yılın siyasal iklimine dair ciddi ipuçları veriyor.
Bir başka ifadeyle; daha filmin fragmanındayız ama senaryonun nasıl ilerleyeceğine ilişkin bazı sahneleri şimdiden izledik.
Ve doğrusu…
Fragman biraz gürültülü.
****
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, belli ki CHP’den kopuşların ardından ortaya çıkan yeni tabloyu mümkün olduğunca yumuşatmaya çalışıyor.
“CHP evimiz, evde sıkıntı oldu diye ev dağıtılır mı?” diyor.
Siyasi literatürde buna “kriz yönetimi” denebilir.
Ancak siyasetin matematiği bazen retoriğin bütün inceliğini boşa çıkarır.
Çünkü siyasette kullanılan her kelime, hele ki meclis kürsüsünden söylenmişse, sahibinin niyetinden bağımsız olarak başka anlamlara da çekilebilir.
Nitekim öyle oldu.
YENİ Parti saflarına geçen bazı belediye başkanları ve meclis üyeleri, Akın’ın sözlerine sert tepki gösterdi.
Ardından 2024 yerel seçimlerinde aynı siyasi çatı altında omuz omuza verilen mücadelenin hesabı açıldı.
Kim ne yaptı?
Kim kimi destekledi?
Kim kime hizmet götürdü?
Kim kimi görmezden geldi?
Ve en önemlisi…
“Büyükşehir yönetilemiyor” iddiasının sahibi kim?
Bir anda meclis salonu, belediye meclisinden çok siyasi hesaplaşma mahkemesine döndü.
****
Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza…
Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı…
Manyas Belediye Başkanı Ahmet Duru…
Ve daha düne kadar Büyükşehir’in Körfez Koordinatörlüğünü yapan Zafer Abdi Gökçen…
Başkan Akın’la girdikleri tartışmalı diyaloglarla meclis oturumunun hafızalarda kalan isimleri oldular.
Siyasetin kadim hastalığıdır aslında bu!
Dün aynı fotoğraf karesinde olanlar, bugün birbirlerinin fotoğrafını büyüteçle incelemeye başlar.
Dün “biz” denilen yerde bugün “siz” vardır.
Dün alkışlanan söz, bugün eleştirinin konusu oldu.
Dün omuz omuza yürüyenler, bugün birbirlerine mesafe ölçü..
****
İşin ilginç tarafı ise AK Parti grubunun yaşananları biraz uzaktan, hatta zaman zaman tebessüm ederek izlemesiydi.
Yerelde muhalefet sıralarına alışmaya çalışan AK Parti Grup Başkanvekili Yasin Sağay’ın,
“Artık bize gerek yok, biz çayımızı, kahvemizi içip kalkarız. Başkan Akın’ın Allah yardımcısı olsun” sözleri de bu tablonun adeta karikatürü oldu.
Gerçekten de siyasetin ironisi bazen mizah yazarlarının kaleminden daha kuvvetli.
Bir dönem CHP’nin Büyükşehir yönetimine karşı muhalefet yapan AK Parti, şimdi CHP ile yollarını ayıran YENİ Partililerin CHP’yi eleştirmesini izliyor.
Siyaset bilimi öğrencileri için bulunmaz bir laboratuvar.
Balıkesir halkı için ise o kadar eğlenceli olmayabilir.
****
Çünkü burada asıl mesele CHP mi?
YENİ Parti mi?
AK Parti mi?
Bence değil.
Asıl mesele Balıkesir.
Kent yönetiminde parti tabelalarının önüne hizmet tabelası konulmadığı zaman, siyasi rekabet kolayca kent rekabetine dönüşebiliyor.
Bir ilçenin belediye başkanı Büyükşehir’den yeterince yatırım alamadığını düşünüyorsa bunu dile getirmek elbette demokratik hakkıdır.
Büyükşehir yönetiminin de “Bu iddia doğru değildir” deme hakkı vardır.
Hatta siyasi mücadele bunun üzerine kurulabilir.
Fakat mesele bir süre sonra “Sen hangi partidesin?” noktasına taşınıyorsa, burada demokrasinin değil, parti içi iktidar mücadelesinin ağır bastığını düşünmek gerekir. Ve bunun adı siyaset olabilir.
Ama kamu hizmeti değildir.
****
YENİ Parti cephesinden gelen açıklamalara bakılırsa Güney Marmara’nın, Ayvalık’ın, Manyas’ın ve Bandırma’nın Büyükşehir hizmetlerinden yeterince yararlanamadığı düşünülüyor.
Bunun sorumluluğunun doğrudan Ahmet Akın’a ait olduğu ileri sürülüyor.
Akın ise bunun böyle olmadığını düşünüyor ve söylüyor.
Şimdi burada biraz “ilmi” düşünelim.
Nedensellik dediğimiz şey, siyasette çok sevilen ama çoğu zaman yanlış kullanılan bir kavramdır.
Bir şeyin başka bir şeyin ardından gelmesi, onun mutlaka sebebi olduğu anlamına gelmez.
Dolayısıyla Balıkesir’in bazı ilçelerinde hizmet eksikliği varsa bunun bütün faturasını tek bir kişiye kesmek ne kadar doğruysa, bütün sorunları “önceki yönetimden kaldı” diyerek açıklamak da o kadar kolaycılıktır.
Kent yönetimi, mazeret üretme sanatı değildir.
Kent yönetimi sonuç üretme işidir.
Vatandaşın istediği de zaten budur.
****
Tam burada iktidar meselesi de karşımıza çıkıyor.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi CHP yönetiminde olabilir.
Ancak Türkiye’de merkezi iktidar AK Parti’nin elindedir. Birde şehirdeki yeni ana muhalefetin YENİ Parti’de olduğunu unutmamak gerekir.
Dolayısıyla önümüzdeki 2,5 yıl boyunca Balıkesir’in yaşadığı her sorunu yalnızca Büyükşehir Belediyesi’nin hanesine yazmak da doğru değildir.
Tıpkı her sorunu Ankara’ya havale etmenin doğru olmadığı gibi.
Çünkü belediyenin de sorumlulukları vardır, merkezi iktidarın da.
Vatandaşın vergisini kimin topladığıyla, hizmeti kimin yapması gerektiğiyle ilgilenmekten çok; o hizmetin neden yapılmadığıyla ilgilenir.
Su akıyorsa kim açtı?
Yol yapıldıysa kim yaptı?
Otobüs geliyorsa hangi partiden?
Vatandaş bunları sormaz.
Vatandaşın çok daha basit bir sorusu vardır:
“İşim görüldü mü?”
****
İşte bu nedenle önümüzdeki 2,5 yıl Balıkesir açısından kritik.
Çünkü siyasetçiler birbirleriyle kavga ederken zaman ilerliyor.
Mecliste tansiyon yükseliyor.
Partiler bölünüyor.
Yeni ittifak ihtimalleri konuşuluyor.
Eski dostlukların yerini yeni siyasi hesaplar alıyor.
Ama hayat devam ediyor.
Emekli yine geçinemiyor.
Genç yine iş arıyor.
Esnaf yine kira, vergi ve maliyet hesabı yapıyor.
Kırsalda üretici yine mazotun, gübrenin, yemin hesabını tutuyor.
İlçeler yine yatırım bekliyor.
Ve Balıkesir yine daha iyi bir kent olmayı bekliyor.
Siyasetin bütün gürültüsünün arasında unutulmaması gereken asıl mesele tam da budur.
****
Bundan sonra YENİ Parti’nin CHP’li Büyükşehir Belediyesi üzerinde daha güçlü bir muhalefet kuracağı açık.
CHP yönetiminin de buna karşılık siyasi ve idari hamleler geliştireceği aşikâr.
Fakat burada unutulmaması gereken çok ince bir çizgi var.
Eğer siyasi mücadele hizmet mücadelesinin önüne geçerse, kaybeden Ahmet Akın ya da YENİ Parti olmayabilir. Kaybeden Balıkesir olur.
Bir ilçenin siyasi tercihi nedeniyle hizmetten mahrum bırakılması kabul edilemez.
Aynı şekilde bir belediye başkanının siyasi pozisyonu nedeniyle Büyükşehir’i çalışamaz hale getirmesi de kabul edilemez.
Çünkü belediye başkanlarının makamlarında parti rozetleri bulunabilir.
Amma belediye hizmetlerinin üzerinde rozet olamaz.
****
Bugün Balıkesir’de herkes birbirine “Sen kimin tarafındasın?” diye soruyor.
Bence yanlış soru bu.
Doğru soru şu:
“Balıkesir’in tarafında kim?”
Çünkü önümüzdeki 2,5 yılın en büyük sınavı bu olacak.
CHP mi kazanacak?
YENİ Parti mi?
AK Parti mi?
Eğer siyasi hesaplaşmalar hizmetin önüne geçerse sandıkta herkes kendisini kazanan ilan edebilir.
Ama sokakta, pazarda, ilçede, köyde ve evde vatandaş bunun hesabını başka türlü yapar.
Ve siyasetin en acı gerçeği şudur:
Meclis tutanaklarına geçen her tartışmayı zaman unutturabilir.
Ama yapılmayan yolun, gelmeyen otobüsün, bekleyen yatırımın, çözülemeyen sorunun hafızası kolay silinmez.
Dolayısıyla bundan sonraki 2,5 yılın sorusu “Kim kimi yendi?” olmayacak.
Asıl soru şu olacak:
Balıkesir, siyasetin kavgasından mı çıkacak; yoksa siyasetin kavgasında mı kalacak?
Cevabını da kürsüdeki nutuklar değil, kentin sokakları verecek.

