BIST 100
14.467,25 0,51%
DOLAR
48,5213 -0,07%
EURO
56,3382 -0,31%
GRAM ALTIN
6.784,88 0,72%
BITCOIN
77.305,00 -0,01%
FAİZ
39,89 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
100,67 1,44%
GBP/TRY
65,7134 -0,06%
EUR/USD
1,1599 -0,11%
BRENT PETROL
101,76 -4,30%
ÇEYREK ALTIN
11.093,28 0,72%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
19 °

AŞİL’İN TOPUĞU

Düşünseli

Dün bu köşede, Yunanistan'ın İsrail'den aldığı o üç milyar euroluk hava savunma sistemini savunma sanayii penceresinden ele almıştık. Bugün aynı manzaraya çok daha eski bir aynadan, mitolojinin aynasından bakmak istiyorum. Zira bazı hakikatler, güncel haberlerin telaşında değil, binlerce yıllık efsanelerin sükûnetinde daha iyi görünür.

Yunanistan, o sisteme bir isim ararken, mitolojinin en görkemli ama en talihsiz kahramanını seçti: Aşil. "Aşil Kalkanı" dediler. Oysa Aşil'in hikâyesini bir kez daha okusalardı, belki bu ismi ikinci kez düşünürlerdi. Çünkü Aşil, yenilmezliğin değil; en güçlü görünenin bile nereden ve nasıl devrilebileceğinin sembolüdür.

İsim buraya kadar. Gerisi, o ismin fısıldadığı o kadim ders üzerine.

Suya Değmeyen Topuk

Efsane malûmdur. Deniz tanrıçası Thetis, oğlunu ölümsüz kılmak için onu Styx nehrinin sularına daldırır. Fakat çocuğu topuğundan tuttuğu için, o küçücük nokta suya değmez, korunmasız kalır. Aşil büyür, çağının en büyük savaşçısı olur. Hızıyla, cesaretiyle, dehasıyla kimse ona denk düşmez. Yıllarca hiçbir kılıç, hiçbir mızrak ona işlemez.

Sonra bir gün, hiç ummadığı bir anda, sıradan bir okçunun attığı ok o unutulmuş topuğa saplanır. Koca kahraman, bütün ihtişamının içinde, en küçük ve en çok güvendiği için en çok ihmal ettiği noktasından yıkılır.

İşte "Aşil topuğu" deyimi buradan doğar. Anlamı da yalnızca "zayıf nokta" değildir aslında. Asıl anlamı şudur: İnsanın en büyük tehlikesi, güçlü olduğu yerde değil; güçlü olduğunu sandığı için artık bakmaya gerek duymadığı yerdedir.

Kibrin Kör Ettiği Nokta

Bir kahramanı deviren, çoğu zaman düşmanının kuvveti değildir. Onu deviren, kendi gücüne duyduğu o sarsılmaz güvenin, bir süre sonra kibre ve dikkatsizliğe dönüşmesidir.

Aşil yıllarca yenilmez göründü. Belki de asıl trajedisi buydu: Kendini o kadar dokunulmaz hissetti ki, o tek zayıf noktasını korumayı bile gereksiz gördü. Zırhını kuşandı, kalkanını taşıdı, ama topuğuna hiç bakmadı. Çünkü kibir, insana hep başkalarının zaafını gösterir, kendininkini ise özenle gizler.

Tarih, tam da böyle "yenilmez" sanılıp bir anda çöken güçlerin mezarlığıdır. En sağlam görünen surlar, en çok güvenilen kapıdan düşmüştür. En güçlü ordular, küçümsedikleri bir geçitte dağılmıştır. Çünkü zafer sarhoşluğu, insanın gözünü en çok kendi eksiğine karşı kör eder. Kendini sorgulamayı bırakan her güç, farkında olmadan kendi sonunu hazırlar.

Ödünç Alınan Güvenin Sahteliği

Bir de meselenin şu yüzü var. İnsan, içindeki bir boşluğu, dışarıdan aldığı bir şeyle kapatmaya çalıştığında, o boşluk kapanmaz; sadece görünmez olur. Ve görünmez olan tehlike, görünenden çok daha büyüktür.

Kendi ayakları üzerinde durmaktan emin olmayan biri, eline ne kadar parlak bir asa alırsa alsın, o asa kendi bacağının yerini tutmaz. Sadece, düşene kadar ayakta olduğu yanılgısını uzatır. Dışarıdan devşirilen güç, insana bir güven verir vermesine; ama bu, sahibinin değil, kiracının güvenidir. Anahtarı başkasının cebinde olan bir evde, ne kadar rahat oturursanız oturun, o ev sizin değildir.

Gerçek güven, sırtını başkasının duvarına yaslamaktan değil; kendi temelini kendi kurmaktan doğar. Zira başkasının verdiği her şey, bir gün geri alınabilir; ama insanın kendi elleriyle var ettiği şey, ancak onunla birlikte yok olur.

Kendi Topuğunu Bilmek

Bütün mesele, aslında kendini tanımaya çıkıyor. Güçlü olmak, zaafı olmamak değildir; çünkü zaafsız hiçbir insan, hiçbir devlet, hiçbir kahraman yoktur. Güçlü olmak, kendi topuğunun nerede olduğunu bilmek ve onu asla ihmal etmemektir.

Aşil güçsüz olduğu için değil, tek zaafını unuttuğu için düştü. Onu deviren okun değeri yoktu; onu deviren, kendi dikkatsizliğiydi. Bugün de öyledir. Bir milletin, bir insanın gerçek meselesi, ne kadar güçlü göründüğü değil; en kırılgan noktasının kontrolünü kimin elinde tuttuğudur. Kendi zaafına hükmeden ayakta kalır; onu bir başkasının insafına bırakan ise, en görkemli anında bile bir okun mesafesi kadar ölüme yakındır.

Kıssadan Hisse:

Bir kahramanı yenilmez yapan, hiç yarasının olmaması değil; en derin yarasının nerede olduğunu bilip onu kendi elinde tutmasıdır.

Aşil'i deviren Paris'in oku değildi aslında; onu asıl deviren, en güçlü göründüğü anda bile bir yanının hep başkasının elinde kalmış olmasıydı.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?