BIST 100
14.550,51 -0,62%
DOLAR
48,2630 0,05%
EURO
55,9907 0,17%
GRAM ALTIN
6.886,53 -0,32%
BITCOIN
78.402,00 -0,24%
FAİZ
40,10 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
104,04 1,03%
GBP/TRY
65,3767 0,01%
EUR/USD
1,1596 0,10%
BRENT PETROL
90,65 2,98%
ÇEYREK ALTIN
11.259,48 -0,32%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
27 °

Balıkesir’de İlk Zil Çalmadan Bütçeler Sınıfta Kaldı!

Şeyma Nur Temel

Okul Zili Çalıyor, Evlerde Hesap Makineleri Susmuyor!

Yaz tatilinin son günleri… Çocukların yüzünde tatlı bir telaş, anne babaların yüzünde ise derin bir düşünce.

Çünkü okullar açılıyor.

Bir tarafta yeni sınıfına kavuşacağı için gün sayan çocuklar, diğer tarafta “Bu ay bütün bunları nasıl yetiştireceğim?” diye hesap yapan anne babalar…

Çocuk için okul demek yeni defterlerdir. Yeni kalemlerdir. Kokusu henüz çıkmamış kitap sayfalarıdır. Belki yeni bir çantadır. Yeni bir ayakkabıdır. Yeni arkadaşlardır. Yeni bir öğretmendir.

Ama anne ve baba için okul sezonu çoğu zaman bambaşka bir anlama geliyor.

Masraf.

Hem de öyle küçük bir masraf değil.

Çünkü artık bir çocuğu okula hazırlamak, sadece bir çanta ve birkaç defter almaktan ibaret değil. Liste uzadıkça uzuyor. Defter, kalem, silgi, kalemtıraş, boya kalemleri, kuru boya, sulu boya, çanta, beslenme çantası, suluk, ayakkabı, kıyafet, okul ihtiyaçları…

Bir de bunların dışında görünmeyen masraflar var.

Servis.

Yemek.

Harçlık.

Kurs.

Etkinlik.

Fotokopi.

Öğretmenin istediği ek malzemeler…

Liste bitmiyor.

Çocukların okul heyecanı arttıkça, anne babaların bütçe telaşı da artıyor.

İşte tam da burada kendimize dürüstçe sormamız gereken bir soru var:

Bir çocuğun okula başlaması neden bazı aileler için ekonomik bir sınava dönüşüyor?

Okul eğitimin verildiği yer olmalı. Çocuğun geleceğe hazırlandığı, öğrendiği, sosyalleştiği bir yer…

Ama birçok evde okul dönemi yaklaşınca eğitimden önce alışveriş hesapları yapılmaya başlanıyor.

“Şunu almasak olur mu?”

“Geçen seneki çantayı kullansa?”

“Ayakkabıyı bir ay daha idare eder mi?”

“Bu defteri daha uygun bir yerden bulabilir miyiz?”

İşte Türkiye’de birçok evde okul hazırlığı böyle başlıyor.

Çocuk ise vitrinin önünde duran rengârenk çantaya bakıyor.

Belki arkadaşında gördüğü ayakkabıyı istiyor.

Belki çizgi film karakterli bir suluk…

Belki yeni bir kalem kutusu…

Çocuk sonuçta.

İstemesi kadar doğal ne olabilir?

Ama anne babanın cebindeki para, çocuğun hayallerinden daha hızlı tükeniyor.

En acı tarafı da bu.

Çocuklar okulun açılmasını heyecanla beklerken, bazı anne babalar takvim yapraklarının ilerlemesini bile istemiyor.

Çünkü okulun açılması demek, yeni bir masraf döneminin başlaması demek.

Zaten kira var.

Faturalar var.

Mutfak masrafı var.

Borçlar var.

Kredi kartı var.

Ve şimdi bunların üzerine okul masrafları ekleniyor.

Sonra birileri çıkıp, “Çocuklar geleceğimizdir,” diyor.

Elbette çocuklar geleceğimiz.

Ama geleceğimiz olan çocukları yetiştiren ailelerin bugünü ne durumda?

Bunu konuşmak gerekiyor.

Çünkü çocukların eğitim hakkını konuşurken, o çocuğun evdeki gerçekliğini de görmek zorundayız.

Bir çocuk sabah okula giderken heyecanlı olabilir.

Ama o çocuğun annesi gece uyumadan önce hesap yapıyor olabilir.

“Bu ay kirayı nasıl ödeyeceğim?”

“Servis parasını nereden bulacağım?”

“Çocuğun istediği ayakkabıyı alamazsam üzülür mü?”

İşte mesele tam olarak burada.

Çocuklar okulun ilk gününü düşünüyor.

Anne babalar ise ayın sonunu.

Ve iki farklı dünyanın içinde aynı evde yaşamaya çalışıyorlar.

Bir de işin başka bir tarafı var.

Çocuklar arasında oluşan görünmez yarış.

Kimin çantası daha güzel?

Kimin kalemliği daha pahalı?

Kimin ayakkabısı yeni?

Kimin telefonu var?

Kimin daha çok harçlığı var?

İşte burada yetişkinlere büyük görev düşüyor.

Çünkü çocukların dünyasına bu kıyaslamayı biz sokuyoruz.

Bir çocuğun değeri, sırtındaki çantanın markasıyla ölçülmemeli.

Kalem kutusunun fiyatıyla hiç ölçülmemeli.

Ama maalesef günümüzde çocuklar bile tüketim yarışının içine çekilmiş durumda.

Daha küçücük yaşta çocuklara “Eski olan kötü, yeni olan güzel” düşüncesi veriliyor.

Halbuki geçen seneki çantası sağlam olan bir çocuk, yeni çanta almak zorunda değil.

Ayakkabısı kullanılabilir durumdaysa, sırf moda değişti diye çöpe atılmak zorunda değil.

Her şeyin yenisi alınmak zorunda değil.

Bunu çocuklara öğretmek ayıp değil.

Asıl ayıp, anne babayı borca sokacak kadar tüketimi normalleştirmek.

Çocuklarımızı mutlu etmek istiyoruz, elbette.

Kim çocuğunun gözünün parlamasını istemez?

Kim çocuğuna istediği her şeyi vermek istemez?

Ama bazen anne babalar, çocukları üzülmesin diye kendi bütçelerini paramparça ediyor.

Kredi kartına yükleniyor.

Borçlanıyor.

Aylarca ödeyeceği taksitlerin altına giriyor.

Sırf çocuğu okulun ilk günü eksik görünmesin diye.

Peki sonra ne oluyor?

Okul açılıyor.

Bir hafta geçiyor.

Çantanın heyecanı bitiyor.

Kalem kutusu sıradanlaşıyor.

Ayakkabı eskiyor.

Ama borç yerinde duruyor.

İşte bu yüzden biraz durup düşünmek gerekiyor.

Çocuklarımızın ihtiyaçları ile istekleri arasındaki farkı yeniden öğrenmek zorundayız.

Çünkü çocukların her istediğini almak, iyi anne baba olmak değildir.

Çocuğun ihtiyacını karşılamak önemlidir.

Ama imkânların dışında bir hayat yaşatmaya çalışmak, aileyi daha büyük bir çıkmaza sürükleyebilir.

Okullar açılırken çocukların heyecanını görmek gerçekten güzel.

Yeni sınıflar…

Yeni öğretmenler…

Yeni arkadaşlar…

Yeni başlangıçlar…

Her çocuk için okulun ilk günü farklı bir hikâyedir.

Bazısı heyecandan uyuyamaz.

Bazısı sabah erkenden hazırlanır.

Bazısı yeni çantasını yatağının yanına koyar.

Bazısı arkadaşlarını özlemiştir.

Bazısı ise ilk defa okula başlayacaktır.

İşte bütün bu heyecanın içinde çocukların umutlarını korumak gerekiyor.

Ama anne babaların da yalnız olmadığını görmek gerekiyor.

Çünkü günümüzde çocuk büyütmek sadece sevgiyle değil, ciddi bir ekonomik mücadeleyle de devam ediyor.

Eskiden okul alışverişi birkaç saatlik bir işti.

Şimdi ise neredeyse bütçe planlaması gerekiyor.

Önce liste hazırlanıyor.

Sonra fiyat araştırması yapılıyor.

Bir mağazaya gidiliyor.

Fiyat yüksek geliyor.

Başka bir yere bakılıyor.

İnternete bakılıyor.

İndirim bekleniyor.

Bir ürün sepete ekleniyor, sonra fiyatı görünce çıkarılıyor.

Anne babalık bazen resmen ekonomi uzmanlığına dönüşmüş durumda.

Ama yine de bütün bu zorlukların içinde çocuklarımıza bir şeyi unutturmamalıyız:

Okulun en değerli eşyası çanta değildir.

En pahalı kalem değildir.

En gösterişli ayakkabı değildir.

Okulun en değerli şeyi bilgidir.

Öğrenmektir.

Düşünmektir.

Sormaktır.

Araştırmaktır.

Hayal kurmaktır.

Çocuklarımız bunu unutmamalı.

Biz de unutturmamalıyız.

Okullar açılıyor.

Çocuklar heyecanlı.

Anne babalar hesaplı.

Bir evde çocuk yeni defterinin sayfalarını çevirirken, annesi mutfakta faturaları düşünüyor.

Bir baba çocuğunun okul alışverişini yaparken, kartının limitini kontrol ediyor.

Bir çocuk yeni ayakkabısıyla okula gitmenin hayalini kurarken, anne babası ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

İşte hayatın gerçeği bu.

Çocukların heyecanını söndürmeden, ailelerin ekonomik gerçeklerini de görmemiz gerekiyor.

Kimse çocukların heyecanını küçümsemesin.

Ama kimse anne babaların yaşadığı ekonomik sıkıntıyı da görmezden gelmesin.

Çünkü bugün birçok aile için okul zili sadece derslerin başlayacağını haber vermiyor.

Aynı zamanda yeni bir ekonomik mücadelenin de başladığını haber veriyor.

Ve belki de en sert gerçek şu:

Çocuklar okula umutla başlıyor, anne babalar ise çoğu zaman hesap kitapla.

Bu ülkede hiçbir anne, çocuğunun defterini alırken fiyat etiketine bakıp iç geçirmek zorunda kalmamalı.

Hiçbir baba, çocuğunun ihtiyacı olan bir şeyi alırken “Bunu da gelecek ay alırım” demek zorunda kalmamalı.

Hiçbir çocuk, arkadaşının çantasına bakıp kendi çantasından utanmamalı.

Çünkü eğitim, gösteriş yarışına dönüşmemeli.

Çocukluk, marka yarışına hiç dönüşmemeli.

Okul, çocukların hayallerinin büyüdüğü yer olmalı.

Anne babaların borçlarının büyüdüğü yer değil.

Okullar açılıyor.

Ziller çalacak.

Sınıflar dolacak.

Koridorlar çocuk sesleriyle yeniden canlanacak.

Ve çocuklar, bütün o saf heyecanlarıyla geleceğe doğru bir adım daha atacak.

Dileğimiz o ki…

Onların sırtındaki çantalar ağır olabilir ama ailelerinin omuzlarındaki yük daha fazla ağırlaşmasın.

Çünkü çocuklarımızın geleceği için hepimiz büyük hayaller kuruyoruz.

Ancak unutmayalım:

Bir çocuğun geleceği, anne babasının bugün ne kadar borçlandığıyla değil; ne kadar iyi eğitim aldığıyla şekillenmeli.

Okul zili çalıyor.

Çocuklar hazır.

Peki ya bütçeler?

İşte asıl sınav, belki de daha ilk zil çalmadan çoktan başladı…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?