
Spor denildiğinde aklımıza çoğu zaman başarı geliyor. Kaç gol attı, kaç madalya kazandı, hangi dereceyi yaptı, hangi kupayı kaldırdı? Çocuklarımızı spora yönlendirirken bile bazen ilk sorumuz “Ne kadar başarılı oldu?” oluyor.
Oysa belki de sormamız gereken soru çok daha farklı: Spor hayatımıza ne kattı?
Çünkü her çocuk profesyonel sporcu olmayacak. Her genç, şampiyonluk yaşamayacak. Her spor yapan insan, bir gün kürsüye çıkmayacak. Ama düzenli spor yapan bir çocuğun kazandığı disiplin, sabır, sorumluluk ve mücadele duygusu hayatının başka alanlarında karşısına çıkacak.
Bence asıl başarı tam da burada başlıyor.
Bugün bir çocuğu futbol sahasında, basketbol salonunda, yüzme havuzunda ya da atletizm pistinde görmek elbette güzel. Fakat o çocuğun yıllar sonra da hareket etmeye devam etmesi, sporu hayatının doğal bir parçası haline getirmesi çok daha değerli.
Çünkü kupa kaldırmak geçici, alışkanlık kazanmak kalıcıdır.
Bir sporcu bir yarışmayı kaybedebilir. Bir takım bir sezon istediği sonucu alamayabilir. Genç bir yetenek beklenen seviyeye ulaşamayabilir. Bunların hiçbiri sporun boşa gittiği anlamına gelmez.
Tam tersine, sporun en önemli kazanımları çoğu zaman skor tabelasında görünmez.
Spor yapan çocuk kaybetmeyi öğrenir. Yeniden denemeyi, çalışmayı, takım arkadaşına güvenmeyi ve gerektiğinde kendi eksikleriyle yüzleşmeyi öğrenir. Rakibine saygı göstermeyi, başarıyı paylaşmayı, başarısızlık karşısında pes etmemeyi deneyimleyerek öğrenir.
Bunlar hayatta herhangi bir madalyadan daha uzun süre taşınabilecek kazanımlardır.
Balıkesir gibi farklı branşlarda spor kültürünün yaşadığı bir şehirde de meseleye biraz buradan bakmak gerekiyor. Elbette başarılı sporcular, başarılı kulüpler ve kazanılan şampiyonluklar şehrin gururudur. Ancak spor politikasının ve kulüp anlayışının temel hedeflerinden biri, spor yapan çocukların sayısını artırmak olmalıdır.
Mahallede futbol oynayan, okul takımına katılan, bisiklete binen, yüzme öğrenen, atletizm yapan ya da sadece düzenli yürüyüşü yaşamının bir parçası haline getiren insanların çoğalması, belki de geleceğin en büyük sportif başarısıdır.
Çünkü bugün spor yapan her çocuk yarının şampiyonu olmayabilir ama sağlıklı, disiplinli, mücadeleci ve hayatın zorlukları karşısında yeniden ayağa kalkmayı bilen bir yetişkin olma ihtimali çok daha yüksektir.
O halde başarıyı yalnızca kazanmakla ölçmeyelim. Bazen sporu hayatına katabilmek, zaten başlı başına büyük bir başarıdır.

