BIST 100
14.486,34 0,43%
DOLAR
46,8403 0,04%
EURO
53,5794 -0,03%
GRAM ALTIN
6.218,12 -0,82%
FAİZ
40,29 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
91,92 -1,63%
BITCOIN
63.108,00 -1,07%
GBP/TRY
62,7422 0,01%
EUR/USD
1,1433 -0,07%
BRENT
72,88 1,24%
ÇEYREK ALTIN
10.167,14 -0,82%
Balıkesir Açık
Balıkesir hava durumu
27 °

Kurallar, Güç ve Adalet

irfan duroğlu-bence

Kuralları olmalı hayatın…

Kişinin kuralları…

Ailenin kuralları…

İş yerinin kuralları…

Oyunun kuralları…

Toplumun kuralları…

Devletin kuralları…

Saymakla bitmez. Nereden bakarsanız bakın, insan hayatı baştan sona kurallar üzerine kuruludur. Kimisi kanun kitaplarında yazar, kimisi ise hiçbir yere yazılmadan kuşaktan kuşağa aktarılır.

Dışarı çıkarken ayakkabı giymemiz gerektiğini bize söyleyen bir tabela yoktur. Ayakkabının içine çorap giymemiz gerektiğini yazan bir yönetmelik de… Ama biliriz. Çünkü bunun bedelini eninde sonunda kendimiz öderiz. Ayağımız yara olur, canımız yanar.

Hayatın bize öğrettiği ilk gerçeklerden biri şudur: Kurallar, çoğu zaman bizi kısıtlamak için değil; bizi korumak için vardır.

Trafikte kırmızı ışığın anlamı yalnızca "dur" değildir. Aynı zamanda karşıdan gelenin güven içinde geçebilmesidir. Emniyet kemeri sadece bir zorunluluk değildir; eve sağ salim dönebilme ihtimalidir. Özgürlük, kuralsızlık değildir. Tam tersine, herkesin aynı kurallara uyduğu bir düzende gerçek anlamını bulur.

Futbol da böyledir.

Milyonlarca insanı peşinden sürükleyen bu oyunun yalnızca 17 temel kuralı vardır. Bunların büyük bölümü oyunun nasıl oynanacağını anlatırken, 12'nci kural futbolun nasıl oynanmaması gerektiğini tarif eder. Aslında bu bile başlı başına bir mesajdır. Oyunu güzelleştiren yetenek kadar, sınırlarını belirleyen kurallardır.

Son günlerde dünya futbolunda yaşanan kırmızı kart tartışması da tam olarak bu nedenle dikkat çekti. Tartışılan yalnızca bir futbolcunun cezası değildi. Asıl tartışma, kuralların herkese aynı mesafede uygulanıp uygulanmadığıydı.

Çünkü insanlar, kuralların kişilere göre değiştiğine inanmaya başladığında, güven sessizce eksilmeye başlar.

Oysa bir kurumun itibarı, aldığı kararların herkesi memnun etmesiyle değil; aynı ilkeyi herkese uygulayabilmesiyle ölçülür.

Bugün futbolda yaşanan bir tartışma, yarın mahkeme salonunda, okul koridorunda, iş yerinde ya da günlük hayatın herhangi bir alanında karşımıza çıkabilir. İlke değişmez. Kurallar, şartlara göre eğilip bükülmeye başladığında kazanan olmaz. Çünkü o andan itibaren herkes, kendisi için ayrı bir istisna aramaya başlar.

En tehlikeli kaos da işte böyle doğar.

Kuralları yazan siz olabilirsiniz. Yetki sizde olabilir. Güç de elinizde bulunabilir. Ama gerçek liderlik, gerektiğinde kural koyabilmekten çok, koyduğunuz kurala önce kendinizin uyabilmesidir.

Adalet, güçlülerin istediği zaman ulaşabildiği bir ayrıcalık değildir. En zayıfın bile aynı güvenle sığınabildiği ortak zemindir.

Bu yüzden mesele bir kırmızı karttan çok daha büyüktür.

Mesele, kuralların kim için var olduğudur.

Çünkü kural, güçlüler için esniyorsa; zayıflar için artık kural olmaktan çıkar.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?